Hakkımda

Fotoğrafım
Turkey
Ben bir İngilizce öğretmeniyim. Farklı değilim, ama aynı da değilim. İkisinin arası bir yerlerdeyim. İnsanları severim, ama kendimle de mutluyum. Hayvanları ve bitkileri de çok severim. Evde hayvanım ve çiçeklerim var. Onlardan ayrılmak çok üzüyor beni. Dünyayı, evreni seviyorum. Agnostik, araştırmacı, tepkisel biriyim. Dinlerle, bilim ve sağlıkla ilgili araştırmayı severim. Cinsiyetlerle ilgili farklı savlarım var. Bilmediğimiz şeyleri bildiklerimize benzettiğimiz için çeşitlilik kanımıza dokunuyor. Bence o yüzden "öteki"lere önyargılıyız. Önyargılı olmaktan nefret ediyorum. Olmamak istiyorum ama bazen engel olamıyorum. Eşitlik, özgürlük temel anlayışım. Müzik, sinema ve kitap seviyorum. Müzikte herkesin beğendiklerinin yanında biraz kıyıda köşede kalmış şeyleri de seviyorum. Sinema izlemeyi seviyorum. Mutlu bir yapım var. Umarım herkes mutlu olur, kötüler hariç :)

Ruby'le hayaller kurmak

Ruby'le hayaller kurmak

31 Aralık 2010 Cuma

Hepimizin zihnini kurcalayan ve gelen hadisli açıklamalarla bir "oh" çektiren peygamberin uçkur meselesi ve Ahzab Suresi

Arkadaşlarından Enes anlatır: “Peygamber 9 ya da 11 karısı varken, günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaşır, hepsi ile cinsel ilişkide bulunurdu”
Enes’e sordular: “Peki, Peygamber buna nasıl güç yetiştiriyordu?”
Enes şöyle dedi: “Biz aramızda, Peygamber’in otuz erkek gücünde olduğunu konuşurduk.” (Kaynak: Buhari, Tecrid/192)
Muhammed, karılarına eşit süre ayırır, aynı gece hepsini dolaşır, sıra kimdeyse onun yanında kalırdı. (Kaynak: Müsned, c.6, s.108)
Hz Aişe Hz Muhammed'e "Sen ne zaman güzel bir kadın görmüş olsan, ona sahip olabilmek için, gökten hemen bir ayet iniverir"
Ebubekir’in kızı Aişe ile evlendiği zaman, kendisi 49, kız ise 6 yaşındaydı. Aişe, 9 yaşına gelene kadar onunla beraber olmadığı kabul edilir. Bebek oynarmış onunla.
Muhammed'in sübyan Aişe ile evlenmesi hakkındaki aşağıdaki yazı ve sahih hadisler hiçbir yorum yapılmadan, tamamen İslami kaynaklardan alınmıştır.
Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422) ,demek ki 3 yıl beklenilmiş).Bunun üzerine, islam hukuku bundan bir sonuç çıkarıyor ve "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çagda sayılır) deniyor. Ve de bu nedenle, bir erkeğin 9 yaşındaki bır kızla evlenebileceğini bildiriyor bır fıkıh hükmü olarak (Bkz:Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788).
Muhammed bir gün Zeyd’le görüşmek için onun evine gider. Zeyd yoktur. O sırada Zeynep içeride çamaşır yıkamaktadır. Duygular coşar. Muhammed şu sözleri söylemekten kendini alamayarak evden çıkar. “Ya mukallibel kulum!” (Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım, gönlümü çeviriverdin!)
“Zeynep’I sevdinse, ben boşayayım, sen al” der.
Muhammed’in karşılığı:
“O nasıl söz? Karını boşama, Allah’tan kork!” Ancak, içten içe, boşamasını da istemektedir. Bu istek, Ahzab suresindeki 51.ayetinde ortaya çıkar.(kaynak: Bu ayetle ilgili tefsirler, taberi tefsiri)
Zeyd, Zeynep’I boşar. Böylece Ahzab suresindeki (37.ayet) şu sözler de açıklık kazanmış olur: “Şimdi madem ki Zeyd onunla ilişiğini kesti; biz onu sana eş yaptık.”
Zeynep’le Muhammed arasındaki ilişkide, cinselliğin çok ağır bastığı söylenebilir: “Bir kadın gördüğü zaman hemen eve gelir, Zeynep’le cinsel ilişkide bulunurdu” (Kitabun Nikah, s.127)
Günlerin cinsellik yönünden ortamını Peygamber’in arkadaşlarından Cabir şöyle anlatır: “Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu” (kaynak: Buhari, Hac/81; Umre/6; Şirket/7; Muslim, hac/141; Hadis/1216; Neşe-I Menasik/77; Ibn-I Meca, menasik/77 Hadis/2980; Ahmet Ibn-I Hanbel, Müsned 3/317-366)
Mahzumoğulları’ndan Ummü Seleme Hind de, kocası Ubeydullah bin Cahş el-Esedi ile birlikte Habeşistan’a gitmişti. Kocası Uhud savaşından sonra öldü.
Peygamber, Medine’ye dönen Ummü Seleme’ye şöyle buyurdu: “Allah’a yalvar, felaketine karşılık seni ödüllendirsin; ondan daha iyi bir eş versin sana.”
Sonra da ona evlenme teklifinde bulundu.
Kadın, yaşlı ve kıskanç olduğunu, yetim çocukları bulunduğunu söyleyerek özür dilemeye kalkınca, Peygamber kendisinin daha yaşlı olduğunu; Allah’ın o kıskançlık duygusunu mutlaka gidereceğini; yetimlere gelince, onlar için hiç merak etmemesini, onların Allah’a ve resulüne kaldığını söyledi.
Ummü Seleme ve diğer kumalar tüm eşler arasında adalet olmasını istemiştir, Aişe'yi kastederek. Üsteleyip Muhammed'i sıkıştırınca  “Aişe’yi söz konusu ederek beni üzmeyin. Işte söylüyorum: Vahiy, yalnız onun günündeyken gelir bana!” deyiverdi. 
Ama, ortaklar (karılar) aynı konuda bu kez peygamber’in kızı Fatıma’ya başvuracaklardı. Fatıma, babasına durumu anlattı.
“Karıların” dedi, “Allah’ı tanık göstererek, Ebu bekir’in kızı konusunda senden adalet diliyorlar.”
Peygamber karşılık verdi: “Kızım, doğru söyle, sen beni seviyor musun?”
“O nasıl söz! Nasıl sevmem?”
“Oyleyse, benim sevdiğimi de sev!”
(kaynak: Buhari, Hibe/8; Tecrid/1130)

yoruldum yahu :) kopyalıyorum 

Safiye:
Ahtap bin Huyeyy’in kızı Safiye, Hicret’in 7.yılında Muhammed’in karıları arasına girdi. Safiye, Beni Nadir Yahudilerindendir. Kocası, Hayber savaşında öldürülmüş, kendisi tutsak olmuştu. Dihyet’ül Kelbi’nin payına düştü. Ahsab tarafından hemen peygamber’e yetiştirildi. Safiye öylesine dilber bir kadındı ki, ancak Resulullah’a yakışırdı. Ayrıca, kavminin hanımefendisi olan bu kadına kendinden aşağı gördüğü bir kişinin yanında cariye işlemi işlemi uygulanmasının engellenmesi gerekirdi.
Sonuçta Muhammed onunla evlendi. (Kaynak: Buhari, El Magazil 38; Asab 30-32; Hucurat 11; Talak 1.ayet)
Zeynep bir keresinde Safiye’ye “Yahudi Karı” diye seslenmişti. Peygamber bu saldırıyı cezalandırdı, bir ay Zeynep’e yaklaşmadı. Ayşe’nin safiye için, “Boyu da pek kısa, yere çok yakın” demesi üzerine şu karşılığı vermiş: “Bir laf ettin ki, koca enizi bulandırır” (kaynak: Buhari, Ebu davud ve Tırmizi)
Anlaşılıyor ki, Safiye’nin eşsiz güzelliği ve yhudi kökenli oluşu zaman zaman öbür ortakların kendisine karşı birleşmelerine yol açmış. Tırmizi rivayet eder: Aişe ve Hafsa, “Biz Resulullah’ın yanında Safiye’den daha değerliyiz” demişler. Bu söz, Safiye’nin kulağına gitmiş. Peygamber’e söylemiş. Peygamber’in verdiği karşılıkta, onun Yahudiliğiyle ilgili çok zarif bir ima da var: “Şöyle diyemez miydin, benden değerli nasıl olabilirsiniz ki, eşim Muhammed, babam Harun, amcam Musa!”
Bir keresinde de Peygamber ve Safiye sözleştiler; öbür kadınlara örnek olsun, hatta bir bakıma ders olsun diye, bir ay boyunca hiç beraber olmayacaklardı. Bu söz tutuldu. (kaynak: Buhari ve El Müslim; Taberi tefsirinde Tahrim suresi)
Haris’in kızı Meymune Huzeyme kızı Zeynep:
Peygamber’in son iki karısı Haris’in kızı Meymune ile Huzeyme kızı Zeynep’tir. Meymune ile Hicret’in 7.yılında evlendi. Huzeyme kızı Zeynep’I, Esed’li Zeynep’ten ayırmak gerekir. Peygamber’in hayatında olay yaratan karısı ikincisidir. Huzeyme kızı Zeynep, Peygamber’den önce ölmüştür.
Esma Ve Amre:
Muhammed’in nikah kıyıp da karı-koca olmadan ayrıldığı iki karısı daha var: Kindeoğolları’ndan Numan’ın kızı Esma ve Kilab kabilesinden Zeyd’in kızı Amre. Peygamber, Esma’nın, zifaf sırasında alaca illetine tutulmuş olduğunu farketti ve mut’asını (bedelini) vererek baba evine yolladı. Amre ise daha yeni müslüman olmuştu. Peygamber’in yanına girince onu pek istemez tavırlar takındı, ona da bedeli ödendi; ve ailesine geri gönderildi.
Iki cariye: Marya ve Reyhane
Şem’un kızı Marya, Kıpti kökenli ve Hristiyandır. Muhammed’e Mısır Mukavkıs’I (piskopos) dört cariye armağan eder. Marya, bunlardan biri. Peygamber’in ona karşı özel bir düşkünlüğü olduğu anlaşılıyor. Aşağıdaki olay bunu göstermekte. Muhammed bir gün karılarından Hafsa’nın odasına girer. Odada Hafsa değil, Marya bulunmaktadır. O sırada Hafsa, babasının evine gitmiş. Muhammed ve Marya, Hafsa’nın yatağında birleşirler. Tam o sırada Hafsa içeri girer. Muhammed henüz işini bitirmemiştir. Hafsa’ya biraz beklemsini söyler; bazı açıklamalarda bulunacaktır ona. Sonunda Hafsa, kendisini tutamaz şöyle konuşur: “Nasıl iştir bu? Bir köle ile benim günümde ve benim yatağımda birleşiyorsun?” Peygamber kendisine bir müjdesi olduğunu söyler ve hemen ekler: Kendisinden sonra Ebu Bekir, daha sonra da babası Ömer halife olacaktır. Ne var ki Hafsa hiç de oralı olmayacak, tepkisini sürdürecektir. Peygamber bu kez yemin verir: “Vallahi billahi bir daha onunla beraber olmayacağım, ama sen de olayı kimseye söyleme.” Ne var ki, Muhammed Marya’yı bir türlü unutamamaktadır. Imdadına bir ayet; şu sözlerle başlayan bir ayet: “Ya Muhammed, karıların memnun olacak diye, helal şeyden niçin kendini yoksun bırakırsın; Allah çok bağışlayan ve acıyandır.”

Obür cariye Reyhane Yahudi’ydi. (Kaynak: Tahrim suresi, 1.ayet) Söz konusu ayetin gelişi konusunda bir de bal şerbeti öyküsü ileri sürülür; ama ayetin asıl dayanağı yukarıdaki öyküdür. (Kaynak: Tefsirler; örneğin Taberi tefsiri 28/100 öt; F.Razi, 29/41 öt; (Sabuni’de, bal şerbeti öyküsünün ayetin iniş nedeni gösterildiği  ancak asıl nedenin Marya olayı olduğu vurgulanır, 3/406)

Aişe, Ahzab suresinin 50. Ayetine tepki gösterdi. Bilindiği gibi o ayetin içeriği şöyledir:
“Mehirlerini verdiğin eşlerini; Allah’ın sana ganimet olarak nasip ettiği cariyeleri; seninle birlikte göç eden amca, hala, dayı, teyze kızlarını; seninle evlenmek istiyorlarsa, salt sana özgü bu durum olarak, hepsini helâl kıldık. Onlar mehirlerini Peygamber’e bağışlayabilirler. Bu konuda güçlük çekmeyesin diye onların da üzerlerine neyi farz kıldığımızı bildirdik; Allah bağışlayandır, acıyandır.”
Aişe’nin ayet konusundaki tepkisi şu noktada olmuş: “Bir kadın kendini Peygamber’e mi armağan edermiş? Ne kadınlar varmış şu dünyada!”
Aişe’nin sıra konusunda, Peygamber’in dilediği karısının yanında daha fazla kalması konusunda da soruları olmuş. Ne var ki, tam o soruların yöneltildiği sırada bir ayet daha gelir: Ahzab suresinin 51. Ayeti. Şöyle: “Ey Paygamber, bunlardan kimi istersen geri bırakır, dilediğini alabilirsin. Boşadığını yeniden almanda da bir vebal yoktur sana..”
Aişe, bu ayet üzerine kendini tutamamış, “Görüyorum ki,” demiş, “Senin Allah’ın yalnız senin şeyinin keyfi için koşturuyor.” (Kaynak: Buhari, Tefsir/7; Tecrid, Hadis/1721; Müslim, Rıda/49,50-Hadis/1464; Ibni Mace, Nikah/57-Hadis/200; Ahmet Ibn-i Hanbel, 6/134, 158, 261)
  
humanisthomosapiens uludağ sözlükte demiş ki 
"Ahzab Suresi
50- ey peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

bu ayrıcalıklar eğer bana veya herhangi birine daha verilmiş olsa, sizce ortada cinsel taciz başlığı altındaki suçlardan herhangi birisi bulunabilirmiydi? bunu yazan kişi kendi cisnelliğini insanlar üzerinde meşrulaştırıp, hepsini kendisine köle olarak tayin etmiştir. bunu üzerine sorarım ben?
hani eşitlik? hani kadına değer verme?
eğer bunalr eşitlik ve kadını toplum içerisinde eşit duruma getiren uygulamalarsa, arap şeyhleri bugünün en makbul kişileridir(!)

51- onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. allah, kalplerinizde olanı bilir. allah bilendir, halimdir.

ne kadar aydınlatıcı bir durum,"keyfine bak, istediğin gibi takıl eğlen kop(!)" diyor tanrı teala. yine soruyorum madem bu evlilikler toplumsal düzeni kurmak üzerine inşa edildiyse, keyfi ayrılıklar sonucu bu inşaat ne duruma gelir?(günümüzde görüyoruz o inşaatın enkazını!). aydınlatıcı, bilimsel, kusursuz eksiksiz, allah tarafından gönderilen bir kitap nasıl böyle bir başıboşluğu destekleyebilir?

52- bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. allah herşeyi gözetleyip denetleyendir.

şartlı tahliye, alamazsın ama onların alnına cariye mührünü vurduktan sonra keyfine göre kullanabilirsin. şüphesiz ki o ben bir röntgenciyim!

53- ey iman edenler (rastgele) peygamberin evlerine girmeyin, (bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. allah'ın resûlüne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. çünkü böyle yapmanız, allah katında çok büyük (bir günah)tır.

burada apaçık bir şekilde görüyoruz ki, kuranın keyfi bir kitap olduğunu. bir önceki ayetlerde cinselliğin yolunu açarken, şimdide davetsiz misafirlerden muzdariplik dile getiriliyor. nasıl aydınlandım bu durum karşısında bir bilseniz (!)

54- bir şeyi açığa vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz allah, herşeyi bilici olandır.

55- onlar için(peygamber eşlerinin) babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur. (ey müslüman kadınlar) allah'tan sakının. şüphesiz allah, herşeye şahid olandır.

bu rezalet karşısında nasıl yorum yapılabilir artık? bu mu ahlak? bu mu toplumsal düzen? bu mu eşitlik? bu mu ilim, irfan?
burada muhammed'e sunulan kızların, erkek yakınlarının çayına uyku ilacı atıldığının resmi var. bundan dolayıdır ki öldüğünde hala kendisiyle evlenmek için sıra bekleye onlarca kadın vardı.

siz sayın kişiler, o zamanın afyonu olan bu durum karşısında, kızını, bacısını muhammed'e eş olarak sunan kişileri mi daha suçlu bulursunuz? yoksa bir takım, yerinde ahlak kurallarını, disiplini ve o dönem için geçerli sayılabilecek hukuk kurallarını getirip dinin diğer kısımlarını kendi menfaatien göre şekillendiren, elçiyi mi?

56- şüphesiz, allah ve melekleri peygambere salat ederler. ey iman edenler, siz de o'na salat edin ve tam bir teslimiyetle o'na selam verin.

eller yukarı, tumanlar (pantolon) aşşaaa!
derdik çocukken, tam yerinde geldi...

57- gerçek şu ki, allah'a ve elçisine eziyet edenler; allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır.

"sana kim karışırsa, direkt bana söyle!" diyen, yumurta topuklu kundura, siyah takıma beyaz gömlek, çorap giyen, elinde mümin tespihi sallayan delüganlı stayla...

58- mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

iyidir,güzeldir ve yerindedir.

60- andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

poliscilik oyunu, tamam iyidir güzeldir bakalım devamı nasıl acaba.

61- lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

hem bu dünyada hem öteki dünyada (!)...

62- (bu,) daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) allah'ın sünnetidir. allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

işte "yorumsuz" dedirten bir ayet daha...

63- insanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "onun bilgisi yalnızca allah'ın katındadır." ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir.

64- gerçekten allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.

"yorumsuz"...

evet, görüyoruz ki 50.ayet'ten sonra, konu değişinceye kadarki görüşleri ele aldık. ben mi anlamadım veya yanlış yorumladım? yoksa siz mi koyunsunuz?"

7 yorum:

  1. biz koyun değiliz de sen ağır kaşarsın birincisi 9 yaşında dediğin aişe 19-20 li yaşlarına denk gelir zira dönem gereği kadınların yaşı adet döneminden sonra sayılmaya başlanırdı. sonra yine aynı aişe'nin sen ne zaman güzel bir kadın görmüş olsan, ona sahip olabilmek için, gökten hemen bir ayet iniverir sözü söyledğini yazmışsın kaynak sanırım götün. çünkü bu göt uydurması tam bir ateist sıçması olarak göze çarpıyor sağda solda.. kısacası kendin inanmıyorsan inanmıyorsun amacın ne be amk duğum derler adama inanma siktir git ne yaparsan yap biz sana karşıyozmu amk ne bok yersen ye derdin ne ki sayfa sayfa yazı yazmışsın üşenmeden ne yani amın kabardı vereceksin de zinadanmı korkuyorsun??? ya yok kızım siktir git istediğin kadar ver hatta kafası hariç 25 santimlik yarrağın altına yat bize ne amk duğum varsa bedelini ödersin yoksa verdiğinle kalırsın derdin ne amına sıçtığım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonra müslümanlar koyun değiller diyolar al birini vur ötekine ne demek kadınların yaşı adetten sonra sayılmaya başlıyo .bizzat aişenin yazısı var bu konuyla alakalı anlatım şeklide ben filan yerde salıncakta oynarken akrablar annem ... alıp beni muhammedin yanına götürdüler tarzında senin mantığına göre 19 yasında aişe salıncakta sallancakta bilmem ne mal mal araştırmadan yazıyosunuz sonra aq ateistleri diyerek orda burda koşturuyonuz

      Sil
    2. Sonra müslümanlar koyun değiller diyolar al birini vur ötekine ne demek kadınların yaşı adetten sonra sayılmaya başlıyo .bizzat aişenin yazısı var bu konuyla alakalı anlatım şeklide ben filan yerde salıncakta oynarken akrablar annem ... alıp beni muhammedin yanına götürdüler tarzında senin mantığına göre 19 yasında aişe salıncakta sallancakta bilmem ne mal mal araştırmadan yazıyosunuz sonra aq ateistleri diyerek orda burda koşturuyonuz

      Sil
  2. Hz. Aişe’nin ablası Esma yüz yaşına kadar yaşamış, hicretin 73. senesinde ölmüştür. Bu kaynaklarda kesindir. Hz. Esma kardeşi Aişe’den on yaş büyüktü ve Esma hicrette 27 yaşındaydı. Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre hicrette 17 yaşındaydı. Hz. Aişe Peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra nişan dini nedenlerden dolayı karşı tarafın isteğiyle bozulmuştur. Bu nişanın bozulmasından sonra Hz. Peygamber, Hz. Aişe'yle nişanlanmış Hicretin II. yılında yani 19 yaşında iki bayram arası olan Şevval ayında da evlenmiştir."Rabbin şüphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal gerçekleştirir." anlamındaki hadisi şeyinin keyfini düşünür (haşa!)diye yazmışsınki yazıklar olsun sana.
    Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.(Ankebut/64)
    Allah sana ve cümlemize hidayet etsin.

    YanıtlaSil
  3. Şimdi bir insan niye Peygamber olmak ister onu anladım. Sallalalahualeleyyhüvessalleeaaaammm...

    YanıtlaSil
  4. Bile bile uydurma hadisleri rivayet etmenin ne demek olduğunu Rasulullah'a sorarsak cevabı ''mütevatir'' olan bu hadistir. Mütevatir hadisin ne olduğunu da araştırıp öğren bi zahmet.

    ''Resulullah(sav) aramızda kalktı ve şöyle dedi : Benden gördükleriniz ve işittikleriniz size (ileride) sorulacak.Kim üzerime yalan uydurursa Cehennemdeki yerini hazırlasın.''

    Resulullah'a iftira atan ve bu iftiraları bile bile söyleyenler cehennemdeki yerini hazırlasın. Göreceğiz o zaman uçkur muhabbetlerini.

    YanıtlaSil
  5. Güzel dinimizi kötülemeye çalışan cahil ve küçük zihniyetlerden biri daha. Aklı selim hiçbir insan bu yalanlara inanmaz. Çok açık. Kutsal kitabınızı kimseden dinleme aç oku yoksa dinsizlerin ve şeytanların tuzağına düşersin

    YanıtlaSil